Sorular

Neden Fransızca dersi?

Bütün dillerde edebiyat yapılır ve düşünce üretilir ancak Batı’da Fransızca’nın özel bir yeri vardır. Fransızca yazı dili çok gelişmiştir. Öyle ki sıradan bir fransızın konuşma seviyesine ulaşmak hiç de zor değilken bu dilde okumak ve yazmak iyi bir beyin cimnastiğidir. Uzun cümleleri izlemek, anlamlandırmak ve okuduğumuzdan zevk almak beynimizi çalıştırır. Okumak ve yazmakda biraz antremanlı olan kişi rahatlıkla konuşacaktır. Dil maratonları onu yormayacaktır. Bu açıdan “dil biliyorum” diyen her kişi için Fransızca ideal bir ikinci dil olacaktır. Fransız dilindeki görsel işitsel yayın ve basılı eser bolluğu sizi şaşırtabilir. Ayrıca Fransızca bilenler İspanyolca, İtalyanca ve Portekizceyi rahatlıkla öğrenebilir. Fransızca ders almak size pek çok kapı açacaktır.

Zaten bir yabancı dilim var. Neden ikinci bir yabancı dil öğrenmeliyim?

  • Dil düşüncenin aracıdır. Bir dil daha öğrenirken farklı düşünmeyi de öğrenirsiniz. Öte yandan kendi öz dilinizin ve düşünce kalıplarınızın farkına varırsınız. Fransızca 300 yılı aşkın bir süredir bilim, felsefe, ticaret, hukuk ve sanatın dilidir.
  • Fransızca 200 milyonda fazla insanın anadili ya da günlük konuşmalarında 1. dilleridir.
  • Fransızca öğrenmek ve konuşmak çok zevklidir.
  • İşinizde artı puandır. Günümüzde herkes bir yabancı dil bildiğini söylüyor. İkinci yabancı dil işveren açısından ayırt edici bir kriter. Fransızca bunun için ideal seçimdir.
  • Yaşamınızı zenginleştiren bir penceredir. Dünya vatandaşı olmanızı sağlar.
  • Pek çok konuda zengin kaynaklara ulaşmanızı sağlar. İngilizceye çevirilmemiş çok sayıda fransızca kaynak vardır.

Fransızca zor mudur?

Hiç de değil. Çünkü günlük yaşamda fransız dilini zaten kullanıyorsunuz!

Bir Türk farkında olmadan 2000 kadar fransızca kelimeyi (hem de doğru telaffuzlarıyla) günlük yaşamında kullanır. Asansör, telefon, entegre, randevu, otomobil, santral, adisyon, sekreter, direktör, klavye… Üstelik bütün bu kelimelerin altında nice isim, sıfat ve fiil saklıdır. Bir iki tanesine yakından bakalım: Asansör (fransızca: “ascenseur”), “yukarı çıkaran” anlamındadır ve “ascension” yani “yükseliş” kelimesine bağlıdır. Bir taşla iki kuş!

Diyelim restorana (restaurant!) gittiniz : Restaurant’a bağlı “restauration” yenilenme, iyi duruma geri dönme anlamına gelir. Restore etmek (restaurer!) bunu yapma işidir. “Restoré”, yenilenen, restore edilen şeyin özelliğidir. Menü (menu!) alıp bakarsınız ki entreler (entrées!) önünüzde. Entrer, “girmek” fiilidir. “Ordövr” (Hors d’oeuvre!) olarak ne var acaba? Hors, “dışında, haricinde” demektir. Oeuvre ise “eser” anlamındadır. Yani ana eserin (mutfak özelinde : yemeğin) yanında sunulan şeydir. “Garson”dan (garçon!) hesap isterken söylediğimiz “adisyon” (addition!), aritmetikteki “toplama işlemi”nin adıdır. Bir de bakarsınız hesaba “kuver” (couvert!) eklenmiş. Nedir bu “kuver” Allahaşkına! (Couvert: sofrada yemek dışında bulunan tüm donanım: çatal, bıçak, örtü vs.) İşte size zaten bildiğiniz ve kullandığınız fransızca. Nasıl zor mu? Benim yöntemim ve uzmanlığın da sizlere bu fransızcayı fark ettirmektir. Geriye fransızca konuşmak kalıyor!

Dünyanın en müzikli dilini öğrenmek, bu dili konuşmak kadar zevkli bir uğraştır. Günümüzde İngilizce karşısında ağırlığını yitirdiği söylenen bu dil hâlâ kültür insanlarının tercihi olmayı sürdürmektedir. Uygar dünyanın yakın geçmişini anlamak, sanatı ve diğer belgeleri birinci elden incelemek ancak fransızca gibi bir araçla mümkündür. Fransızca ders almak bunun en kolay ve sağlıklı yoludur.

Yakından tanıyınca görürüz ki, dilimize 2000′e yakın kelime vermiş (hem de telaffuzlarıyla!) bu dili (fransızca) konuşanlar bir yabancı dile ve kültüre en hakim insanlardır. Bu insanlar ülkemizin tarihine, siyasi hayatına ve kültürel üretimine en önemli katkıları yapmışlardır. Birinci dil olarak öğreneceğiniz fransızcadan sonra ingiliz dili size çok kolay gelecek, bir yabancı diliniz zaten varsa, fransızcanız mesleki kariyerinizde fark yaratmanızı sağlayacaktır. Gelin birlikte Fransız kültür dünyasına bir pencere açalım.

Ne kadar zamanda fransızca konuşabilirim?

Dil öğrenmek isteyenlerin sıklıkla sordukları bir soru da bir yabancı dili ne kadar zamanda konuşabilecekleridir. Bu çok yerinde sorunun yanıtını bulmak için kişinin bazı gerçekleri göz önüne alması gerekir. Nitekim çevremizde dil öğrenmek için çabalamış ancak hayal kırıklığına uğramış kimseler görmüşüzdür. Günün birinde fransızcayı akıcı konuşmak, okuyup yazmak hayallerini gerçekleştirmek isteyenlere bazı tavsiyeler vermeye çalışacağım. (Bu yazı ilerde güncellenebilir.)

Dile özel bir yatkınlığı olan kimseler belki de haftalar ya da aylarla ölçülecek sürelerde ilerleme kaydedebilmektedirler. Bu gibi kimselerin dil eğitimlerini hayatlarında en ön plana koyduklarını düşünürsek pek çok öğrencinin durumu bundan farklı olacaktır. Çoğunluğun okul, iş ya da aile sorumluluklarının yanında dil eğitimine hobi gibi yaklaştıklarını biliyoruz. Bunda hiç bir sorun yoktur. Modern ve hızlı bir çağda yaşıyoruz ve zamanımız az. Peki bu şartlarda hangi tutum en doğrusudur?

  • Hangi uğraşı seçersek seçelim (yabancı dil, piyano, tenis, resim vb hobi) eğitimin ilk devresi bir yılımızı alır. Birkaç ayda bir bilançoya girişmek, yılgınlık hissetmek teknik bir hata olur. Kaldı ki hobi aşamasını geçip uğraşınıza daha ciddi sarıldığınızda bunun bir ömür boyu süreceğini farkedersiniz. Ben fransız dilinde hala okuyor, araştırıyor ve ilerliyorum. Örneğin son zamanlarda yazılı ifade konusunda becerilerimi ileri götürüyorum. Bundan büyük zevk alıyorum. Fransızca benim için sonlu bir uğraş değil. İşte dil öğreniminin bu noktasında çoğu öğrencinin aceleci ve indirgeyici yaklaşımını paylaşamıyorum. Bir defasında bir öğrenci bana şu sözlerle başvurdu: “Bir kültür merkezinin kurslarına beş ay devam ettim. Hala konuşamıyorum. Oysa konuşursun demişlerdi”. Kendisine bu sınıf ortamındaki tutum ve rolünü sorduğumdaysa “Söz hakkı (sırası) pek gelmiyordu. Ben de çekingen davranıp siniyor, arada kaynıyordum” itirafında bulundu. Eğitimde öğrenci ve öğretmen sorumluluğu paylaşırlar.
  • Fransızca’yla kişisel bağlar kurun. Hocanız ya da okulunuz sizinle bu dil arasında ne bir aracı, ne de bir engel olmasın. Fransızca ömrünüz boyunca sizin yandaşınız ve malınız olacak.
  • Dil öğrenmekte ilk kriter bundan aldığınız zevk olsun. İşin tadını kaçırmayacak, motivasyonu canlı tutacak şekilde çalışın. Disiplin konusunda zorlananlar bu sorunlarının üstesinden çalışmalarında çeşitliliği arttırarak gelebilirler.
  • Acele etmeyin. Bu tutum kendinize ve eğitmenlere haksızlık etmek olur. Neyi ne kadar zamanda yapabileceğinizi anlamaya çalışın. Bunun için geçmiş deneyimlerinizi, başarı ya da başarısızlıklarınızı gözden geçirin.
  • Tüm sorumluluğu eğitim kurumuna ya da eğitmene yüklemeyin. Siz ders boyunca ve ders dışında üzerinize düşeni yapıyor musunuz? Bir çok öğrenci kendi sorumluluklarının farkında değildir. İyi öğretmenin ne olursa olsun öğretebileceği gibi bir tutuma az da olsa rastlanmaktadır.
  • Fransızca öğrenimi haftada birkaç saatlik dersle sınırlı tutulamaz. Bir önceki dersi tekrar edin. Notlarınızı temize çekin. Aynı soruyu hocanıza sık sık sorduğunuzu ya da hocanızın aynı şeyleri tekrar etmek zorunda kaldığını hissettiğinizde birazcık mahçup olun ;-) ))
  • Fransızca öğrenmek için ille de Fransa’ya gitmek gerektiğini düşünmeyin. Fransızcayı internette gezerken vs. yerlerde kullanmaya çalışın. Seviyeniz yetmese dahi günlük bazda fransız dili hep çevrenizde olsun. Radyo, TV, internet, şarkılar, dergi, kitap vs. araçlar bunu sağlar. Günün büyük bölümünde bu ortamın aynısına Fransa’da yaşayan biri de sahiptir. Fransa’da hiç kimseyle konuşmadan günlerde yaşamanız mümkündür. Üstelik çevrenizde sizin gibi yabancılar varsa idealinizdeki fransızca ortamını oluşturmakta zorlanabilirsiniz. En iyisi siz iyi temellere sahip olduktan sonra 100% fransız ortamına girin (örneğin bir hobi kursu, mesleki bir ortam, bir festival vs.)

Fransızca telaffuzumu nasıl düzeltip bir Fransız gibi konuşabilirim? (Prononciation correcte)

Fransızcanın en müzikal dil olduğu konusunda yaygın bir kanı vardır. Birçok öğrenci fransızcanın bu yanı tarafından çekilir. Gerçekten de fransızca konuşulduğunda uyumlu seslerin ardı ardına sıralandığını duyarız. Bir bilimsel analize göre bunun nedeni, sanılanın aksine, fransızcanın kullandığı ses aralığının oldukça “dar” oluşunda gizlidir. Aynı bilimsel araştırmaya başka diller de dahil edilmiş ve hepsinin kullandıkları sesleri çok daha geniş bir aralıktan seçtiği görülmüştür. Yani görece “ses fakiri” olması fransızcayı müzikli kılan özelliğidir.

Türklerin yabancı dillerin telaffuzundaki başarısı bilinen bir gerçektir. Burada yabancı dil eğitimine ciddi şekilde eğilenleri kasdetmekteyiz. Dilimiz, yukarıdaki kriterlere göre “ses zengini”dir. Bir dilbilim/fonetik teorisine göre yetişkinler, sadece üç yaşlarına kadar duydukları sesleri üretebilirler. Bundan sonra pekçoğumuz için geç kalınmışlık devresidir. Kısaca duymadığınız ve içinize işlememiş sesleri gırtlağımız üretemez.

Fransızcayı “aksansız” yani bir fransız gibi konuşmak mümkün müdür? Yukarıdaki bilgiler ışığında buna “evet” yanıtı verilmelidir. İstanbul Türkçesi konuşan biri kendi anadilinin ses zenginliğinden faydalanabilir. Dilimizdeki bu zenginlik geçmişte başka dillerin etkilerine maruz kalmasından gelir: arapça, farsça, fransızca vb… Bu zengin ses repertuarından gerekli sesleri seçmeyi bilirsek bir Türk olarak aksansız fransızca konuşmaya oldukça yaklaşmış oluruz.

Bu arada, “aksansız konuşmak” derken, bir anım var. Bir gün Fransız liselerinden birinde son sınıfta okuyan bir öğrencim bana “Hocam şu sınavlar bitince bana aksanlı konuşmayı öğretir misiniz?” demişti. Ona, bir Fransız gibi konuşmak anlamında “aksanlı” değil aksansız (parler sans accent) konuşmak denildiğini söyledim. Ne yazık ki, öğrencisi olduğu okulda telaffuzu doğru olmayan yerli eğitmenlerle muhatap oluyorlarmış. Ne mutlu ki, teknoloji ve iletişim sayesinde küçülen dünyamızda birçok genç doğru telaffuzun ayırdına varmış durumdadır.

Gelelim işin teknik yanına.

Bizler için neredeyse sadece “r” harfinde bir sorun oluşabilir. Bu “r” harfi iki zıt kutbun arasında bir yerlerdedir. Bir uçta rusçanın üzerine basa basa dil ucunun dişlere değmesiyle söylenen “r”si (Rrrrr !), öbür uçta üçüncü tekil şahıs şimdiki zaman çekimlerinde sondaki “r” (gidiyor, geliyor), ki bu “r” öyle siliktirki bazen düşer: geliyo, gidiyo. Denediğinizde göreceksiniz ki, bizler bu son “r”yi oldukça “hafif” telaffuz etmekteyiz. Başlangıç öğrencisi fransızca konuştuğunda bu “r”yi kullanırsa birçok Fransız “r”sinde başarılı olacaktır. “R” kelimedeki yerine göre çeşitli şekillere bürünür. Kimi zaman tam da bizim “geliyo(r)” deki uygulamamıza uyar. “Parler”deki r’ler bize yakınken, “Ronde”daki genizden gelir ve bize uzaktır.

Gerçekten genizden gelen “r”leri zamana bırakmakta fayda vardır. Çünkü bu bir “doğru sesleri sindirme”, farkındalık ve egzersiz meselesidir. İyi bir eğitmen size gerekli rehberliği sağladığında acele etmeyip bazı noktaları “nadasa bırakmak” en doğrusudur. Yerleşik refleks ve alışkanlıkların yenileriyle değiştirilmesi bir süreçtir.

Fransızca yazılı sınav notumu nasıl yükseltebilirim?

Bu yazıda fransızca yazılı sınavlarda başarılı olmanız için sizlere bazı püf noktaları vereceğim. Bu kriterleri çalışmanıza dahil ettiğinizde hatalarınızın azaldığını ve fransızca dersinden aldığınız notun arttığını göreceksiniz.

Test ve dinlemeye dayalı olanlar dışında “yazılı ifade”ye (expression écrite) dayalı sınavlar, fransızca bilginizin sınanmasında önemli yer alırlar. Bu “kendini yazıyla ifade etme” çalışması, Dictée, Dissertation, Commentaire Composé, Résumé de texte gibi pek çok şekil alır. Fransızcada yazı dilini iyi öğrenmek esastır ve çok değerlidir.

  • Kaleme aldığınız metinde konuyu hangi açıdan ele alacağınız, hangi fikri savunacağınız bellirlenmedir. (Point de vue, l’idée directrice)
  • Ardından metni anlaşılır olması için nasıl yapılandıracağınız önemlidir. Giriş, gelişme ve sonuç gibi… (Structure du texte argumenté). Bu bölümlere ya da paragraflara giriş kelimeleri (Pour commencer, Ensuite, Enfin, Pour conclure…) iyi seçilmelidir. Bunu ayrı bir yazıda detaylandıracağız.
  • Geçmiş sınavlarınızı ve ödevlerinizi gözden geçirerek en sık tekrarlanan, tipik hatalarınızın bir listesini yapın. Yazı çalışmanız bitince bu hatalar listesini sırayla takip ederek metninizi kontrol edin. Ne aradığınızı bilirseniz, bulmanız da o kolay ve kaçınılmaz olacaktır. Üstelik bu kontrol yöntemi uzun vadede farkındalığınızı arttırarak bu size özgü “tipik” hatalardan kurtulmanızı sağlar.
  • Genellikle en sık gördüğümüz hatalar bütün seviyelerde aynıdır ve tüm hataların çoğunluğunu oluşturur. Bu hatalardan kurtulmak için göstereceğiniz çabaya değecektir. Bunların bir listesini vermek gerekirse:
  • “Genre” yani kelime cinsleri (masculin, feminin) / Çözüm: çok okumak ve sözlük karıştırmak
  • Aksanların kullanımı (Accent aigue, grave, circonflèxe, tréma) / Çözüm: çok okumak ve sözlük karıştırmak
  • Özne ve fiil uyumu (öznenin genre’ı ve tekil-çoğulluğunun gereken cümle ögelerine yansıması) / Çözüm: Dictée çalışması yapmak. Örneğin bir arkadaş metni tane tane okur diğeri yazar ve ardından başka bir metinle rolleri değişirler. Son olarak da birlikte kontrol ederler. Böylece telaffuz çalışması da yapmış olursunuz.
  • Fiil çekim hataları (conjugaison) / Gerektikçe bir fiil çekim kılavuzuna başvurmayı ihmal etmeyin. Bu sayfanın altında bir Conjugaison robotu bulacaksınız.

Başarılar… et Bon Courage !